ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

JurnLaw - Makale
JurnLaw - Makale

          Medeni Kanunun üçüncü bölümünde düzenlenmiş bulunan  “Evliliğin Genel Hükümleri’’ kısmında yer alan 185.maddenin son fıkrasına göre ‘‘ Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.’’

  • Zina, bu hükümde düzenlenmiş bulunan eşler arasındaki ‘‘sadakat yükümlülüğünün’’ en ağır şekilde ihlal edilmesidir.
  • Zina ‘‘evli bir kadının, kocasından başka bir erkekle, evli bir kocanın da karısından başka bir kadınla cinsel ilişki kurması’’ olarak tarif edilmektedir.
  • TMK’nin 161.maddesine göre zina, kesin boşanma sebebi olup, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak 6 ay  ve herhalde zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmekle,  dava açma hakkı düşmektedir.
  • Ayrıca, dava açma hakkı olan tarafın, zina eylemini öğrendiği halde,  eşini affetmesi ve birlikte yaşamaya devam etmesi  durumunda da,  dava hakkı bulunmamaktadır.
  • Yargıtay 2. HD’nce, zina eyleminin kanıtlanması yönünde verilen kararlardaki uygulama şu şekildedir;
  • Büyük bir gizlilik içerisinde meydana gelmesi doğal olan zina eyleminin, tam bir görgüye dayanarak kanıtlanması, pek mümkün olamamaktadır.
  • Bu nedenle, zina eyleminin varlığı bazı ipuçları, tavır ve davranışlarla ve de bazı durumlardan çıkartılacak karinelere göre değerlendirilmekte ve zina fiilinin oluşup- oluşmadığı göz önünde bulundurularak hüküm kurulmaktadır.
  • Ancak zina için gerekli ortam oluşturulmuş, elde olmayan bazı nedenlerle zina eylemi tamamlanmamış olsa dahi, bu durum, zina nedeni ile boşanma kararı verilebilmesi için yeterli kabul edilebilmektedir.

Zina eyleminden söz edilebilmesi için ;

a)Tarafların, resmi olarak evli olmaları şarttır. Eşlerin, ister mahkeme kararıyla isterse fiilen ayrı yaşadıkları dönemlerde karşı cinsten 3. Kişilerle cinsel ilişkisi de zinadır.

          Boşanma davasında, verilen kararın hüküm ifade edebilmesi için kesinleşmesi zorunlu olduğundan, bu  karar kesinleşmeden evlilik birliği sona ermiş olmayacağından,

          Bu dönemde,  taraflar fiilen ayrı  yaşamakta olsalar da,  3. kişilerle  cinsel  ilişki,  zina  sayılmaktadır.

          Buna karşılık, resmi evlilik tarihinden önce veya daha sonra,   başka kişilerle cinsel ilişki kurmak zina sayılmamaktadır.

b)Zina için, evlilik  içinde başkasıyla (karşı cinsle) cinsel ilişki kurulması şarttır. Kadının, başka bir kadınla ya da erkeğin, başka bir erkekle seks ilişkisinde bulunması,  zina sayılmamaktadır.

c)İradi olmayan cinsel ilişki zina sayılmamaktadır. Kişinin, yaptığı eylemlerden sorumlu olabilmesi için öncelikle,  iyiyi kötüden ayırt etme yeteneğinin bulunması şarttır.

          Bu nedenle kişinin, iradesinin sakatlandığı durumlarda (ilaç verilmesi, afyon, esrar gibi uyuşturucu maddeler kullandırılması, uyku hapı verilmesi vb. gibi) gerçekleşen  cinsel ilişki, zina sayılmamaktadır. Zorla cinsel ilişki de zina değildir. Tehdit yoluyla cinsel ilişkinin zina olup olmadığı da,  tartışmalı bir durumdur.

d)Zina sebebiyle açılan boşanma davalarında, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda eşler arasında tam bir eşitlik esası kabul edilmiştir. Kadın veya erkeğin bir defa dahi olsa zina yapması, zina sebebiyle boşanma davası açması için yeterlidir.

e)Zina sebebiyle açılacak davalar, hak düşürücü süreye tabiidir. Zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve herhalde beş yıl geçmişse,  bu sebebe dayanarak boşanma davası açılamaz. Birden fazla zina yapılmışsa, dava açılma tarihi,  en son zina fiilinden itibaren hesaplanır. Hak düşürücü süre, yargıç tarafından re’sen göz önünde bulundurulur.

f)Zina sebebiyle boşanma davası açılmış ve davadan feragat edilmiş ise aynı zina sebebine dayanarak ikinci bir kez zina ve şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açılamaz.

g)Zina yapan eş aleyhine, zina sebebiyle boşanma davası,  istenirse şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açılabilir. Her iki sebebe dayanarak,  boşanma davası açılması da mümkündür.

          Sadece zina sebebine dayanarak boşanma davası açılmış ise şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma kararı verilemez.

h)Zina her türlü delille kanıtlanabilir. TMK’nin 6.maddesi gereğince davacı, davasını ispatla yükümlü olduğundan,  bu sebebe dayanarak açılan boşanma davalarında davacı taraf, davalının zina yaptığını kanıtlamak zorundadır.

          Ancak zinanın özelliği itibariyle, gizlilik içinde gerçekleşen bir eylem olması itibariyle, tam ve açık bir şekilde kanıtlanması oldukça zordur. Zina olayının varlığını ortaya koyacak şekilde delillerle ve karinelerle zinanın ispatlanması mümkündür.

          Boşanma davası, alacak davası, tazminat davası gibi özel hukuk davalarında kişinin kendisinin veya bir yakının iddiasını ispatlamak amacıyla bir kereye mahsus yapılan kayıtlar da delil değerine sahiptir. Örneğin, kızını aldatan damadını bir kadınla birlikte sokakta sarılmış bir vaziyette gören kayınvalide bu durumu video kaydı ile tespit edip boşanma davasında kullandığında, yapılan kayıt hukuka uygun delil olarak kabul edilir.

          Türk  hukuk sisteminde hukuka aykırı elde edilen deliller yargıç tarafından hükme esas alınamaz. Özel hukuk uyuşmazlıkları (boşanma davası, alacak davası vb.) hakkında mahkeme tarafından karar verilirken,  hukuka aykırı deliller,  bir vakıanın ispatında dikkate alınmaz (HMK m.189/2).

          Ancak özellikle son yıllarda, gizlice yapılan çekim neticesinde elde edilen ses veya video kaydı ile fotoğraflar,  boşanma davalarının önemli bir delil kaynağı haline gelmiştir.

          Boşanma davalarına ibraz edilen bu kayıtların delil olarak kabul edilebilmesi için,  doğal seyrinde yapılan bir sohbet veya görüntünün kaydedilmesi gerekir. Karşı tarafa özel sorular sorarak, yönlendirme veya tahrik etme suretiyle elde edilen kayıtlar “delil oluşturma” amacını güttüğünden,  boşanma davasında  da  delil  olarak  kullanılamaz.

Yargıtay  Hukuk  Genel Kurulu’nun 2011/2 – 703 Esas, 2012/70 Karar  sayılı ve  15/02/2012  günlü  ilamı; 

           “Bir delilin usulsüz olarak elde edilmesi ayrı, usulsüz olarak yaratılması ayrı bir olaydır. 

          Usulsüz olarak elde edilen bir delil olayın özelliğine göre değerlendirilebilirse de, USULSÜZ OLARAK YARATILAN BİR DELİLİN HİÇBİR ŞEKİLDE DELİL OLARAK KABULÜ  OLANAKLI DEĞİLDİR.

          Mahkemece hükme esas  alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği gibi SIRF BOŞANMA DAVASINDA DELİL OLARAK KULLANILMAK AMACIYLA BİR KURGU SONUCU OLUŞTURULMUŞTUR. O halde, bu şekilde oluşturulmakla, usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.”

Yargıtay 2.HD. 2015/25084 Esas – 2017/4769 Karar sayılı T. 26/04/2017 

           “Hukuka aykırı yolla elde edilen CD kayıtlarında geçen beyanların kusur belirlemesinde dikkate alınması hukuken olanaklı değildir”.

Yargıtay 2.HD. 2015/26918 E., 2017/6688 K. sayılı ve T. 01/06/2017  

          “Davacı-karşı davalı erkeğin eşinin telefonuna casus program yükleyerek ele geçirdiği ses kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olup, kusur belirlenmesinde dikkate alınamaz.

           Kişilerin sosyal medya hesaplarındaki bütün paylaşımları, fotoğraf, video, anlatım, yer – konum yada durum  bildirimi vs. hususların, boşanma davalarında delil olarak kullanılması mümkündür.

          Herkesçe görülebilecek nitelikte bulunan sosyal medya hesaplarında yer alan fotoğraf, video vs. diğer bilgi ve kayıtlar, boşanma davasında – özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmadan-  delil olarak kullanılabilmektedir.

          Özellikle belirtelim ki, hukuka aykırı elde edilen gizli ses, fotoğraf veya video kaydı çoğu zaman suç teşkil etmektedir.

          Bu kayıtları hukuka aykırı elde eden kişiler, 5237 sayılı TCK’nın “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenen normlardan birini ihlal edebilir.

          Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç  işlediğini  ispat   etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, “katılana özel olarak sorular sorarak”, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara  delil olarak sunduğu; Somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığının kabul edilemeyeceği cihetle, atılı (özel hayatın gizliliğini ihlal) suçun yasal unsurları oluşmuştur (Y12.CD-K:2015/20).

Sahra TUCEL
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

10 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

JurnLaw - Yargıtay Kararları

Tarladan Göz Hakkı Alınan Meyve Suçu

JurnLaw - Makale

1957 SURİYE KRİZİ’NE YOL AÇAN OLAYLAR