TEKNOLOJİDEKİ TEHLİKE SOSYAL MEDYA DOLANDIRICILIĞI

TEKNOLOJİDEKİ TEHLİKE SOSYAL MEDYA  DOLANDIRICILIĞI:

Dijital vatandaşlık, katılımcı kültürle herhangi bir düzeyde etkileşim kurmak için bilgisayar, internet ve dijital cihazları kullanan bir katılımcının teknolojiyi doğru şekilde kullanmasıdır. Teknolojik gelişimler günbegün arttıkça ve özellikle pandeminin hayatımıza girmesi ile birlikte, tüm dünya İnternete bağımlı hale gelmiştir. Sosyalleşmekten, banka işlemlerini gerçekleştirmeye, eğitimden dijital oyunlara, market alışverişinden devlet işlemlerine kadar her iş artık dijital platformlarda gerçekleşmektedir. Pandeminin de etkisiyle daha da küreselleşen dünyada yeni medyanın gündelik yaşama etkisi ve kullanım biçimleri vatandaşlık kavramının da değişmesine sebep olmuştur. Sınırlar bulanık, kavramlar küresel hale gelmeye başlamıştır. Dijital platformlarda çokça vakit geçiren katılımcılar artık kendileri o platformlara ait hissetmeye başlamıştır. Böylelikle dijital vatandaşlık önem arz eden bir konu haline gelmiştir. Dijital vatandaşlık denildiğinde ilk akla gelen, Ribble ve Bailey’nin Dijital Vatandaşlık Modelidir. Bu dijital vatandaşlık modelinde, birbiriyle ilişkili dokuz unsurdan oluşan bir çerçeve bulunmaktadır (Ribble, 2015:20). Bu çalışmada, bu modelden esinlenerek dijital teknoloji kullanıcılarının dijital erişimi ile başlayan dijital vatandaşlık öğeleri, dijital ticaret, dijital iletişim, dijital okuryazarlık, dijital etik, dijital hukuk, dijital haklar ve sorumluluklar, dijital sağlık ve dijital güvenlik olarak irdelenecektir. Her bir öğenin hâkimiyeti internet katılımcılarını dijital vatandaş olarak adlandırmaya bir adım daha yaklaştırır. Bu öğeler ayrıca pandemi sonrası süreçte eğitimden ekonomiye, sağlıktan hukuka, dijitale geçen her bir konuda rehber olma niteliğindedir. Bu çalışmada, Kovid- 19 küresel pandemi sürecindeki dijital vatandaşlık ve hızlı gelişen dijital dünya arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılacaktır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile dijital vatandaşlığın Türkiye’deki algısının şekilleniş biçimi irdelenmek istenmektedir.

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte toplumsal hayatımızda pek çok alanda hızlı değişimler yaşanmaktadır. Sosyal medya platformlarında kullanıcıların paylaşımları ve etkileşimleri güncel yaşamı kimi zaman doğrudan etkilemektedir. Bu etkilerden birisi de kriminal alanda gerçekleşmektedir. Suçlular sosyal medyanın imkânlarını fırsata dönüştürerek daha kolay ve daha az risk ile suç işleme avantajına sahip olabilmektedirler. Sosyal medyanın denetiminde yaşanan güçlükler, güvenlik güçlerinin siber suçları takipteki tecrübe eksikliği, yargılama süreçlerinin kimi suçlarda uluslararası boyutta olması ile ağ sağlayıcı firmaların duyarsızlığı siber suçların takibini ve soruşturulmasını zorlaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sosyal medya aracılığıyla hangi suç türlerinin işlendiği ve bunların bireysel ve sosyal yaşama etkilerini incelemektir. Bu amaçla sosyal medya aygıtlarından Facebook, Twitter ve Instagram aracılığı ile işlenen suçların miktarı, oranları, çeşitleri, yaygınlığı ve sosyal yaşama etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri Yargıtay’ın karara bağladığı sosyal medya aracılığıyla işlenen suçlara ilişkin erişime açık dosyalardan temin edilmiştir. Yedi suç dosyası örnek olay olarak kısaca incelenmiştir. En fazla işlenen sosyal medya suçlarının hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, dolandırıcılık ve tehdit olduğu tespit edilmiştir.

Dolandırıcı şahıslar Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medyalarda açtıkları sahte hesaplarla kendisini askerlik arkadaşınız, eşinizin-çocuğunuzun yakın bir arkadaşı veya uzaktan bir akrabanız gibi tanıtarak başının belada olduğunu, acilen paraya ihtiyacı olduğunu bildiren mesajlarla, belirli bir adrese para yollamanızı isteyerek sizleri mağdur edebilir.

Piyasa fiyatının çok çok altında bir fiyatla satışa sunulan özellikle akıllı telefon ve bazı elektronik eşyalarla ilgili bu reklamlar tamamen dolandırıcılık amacıyla yayınlanan reklamlardır.

Bu tip sitelerden kesinlikle alışveriş yapmayın. Alacağınız ürünün piyasa değeriyle karşılaştırmasını kesinlikle yapın.
Mağdur olduğunuz böylesi bir durum karşısında derhal şikâyet için en yakın emniyet birimine ya da Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek suç duyurusunda bulunun denilmektedir.

Dolandırıcılar, insanları anlattıklarına inandırmak ve dolandırmak için sürekli yeni yöntemler geliştirmektedir. Yaşanan dolandırıcılık eylemleri, toplumda para kaybından intihara kadar birçok olumsuz sonuca neden olmaktadır. İnsanların dolandırıcılara inanma nedenlerinin tespit edilmesi ve tespitler doğrultusunda öneriler geliştirilmesi dolandırıcılık olaylarının ve bu olaylarda yaşanan mağduriyetlerin azaltılmasına katkı verebilecektir. Bu amaç ile yapılan çalışmada, Türkiye’de yaşanan en büyük dolandırıcılık vakalarından bir tanesi olan Çiftlik Bank vakasında dolandırılan 456 kişiden toplanan bilgilerin analizi ile insanların Çiftlik Bank ve benzeri dolandırıcılık organizasyonlarına kanma nedenleri duygusal karar verme, acil finansman ihtiyacı, kişisel eksiklikler ve dış faktörler olarak tespit edilmiştir. Bu konularda gerekli tedbirlerin alınması ve insanların bilinçlendirilmesi dolandırılma ihtimallerini azaltabilecektir.

İkna, bireylerin sosyal çevreleri ve toplumsal dinamikleri dikkate alınarak, fikirlerin içselleştirilmesi ve tavırların özümsenmesine yönelik çabaların bütünüdür. İletişimin kişilerarası boyutu, araştırmanın temelini oluşturmakla beraber, bu araştırmada paradoksal bir perspektifle ikna stratejilerinin olumsuz süreçlerde de kullanılabileceğine dikkat çekilmektedir. Çalışmada; iknanın, toplumsal reflekslere ve bireysel kayıplara neden olan, ikna yoluyla dolandırıcılık suçunun gerçekleştirilmesindeki başat rolü ele alınmaktadır. İkna yoluyla dolandırıcılık, sahte çağrı merkezleri vasıtasıyla iletişime geçilen mağdurların kurgulanmış senaryolarla ikna edilerek, haksız kazanç sağlanmasıyla meydana gelmektedir. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu çalışmada içerik analizi tekniği kullanılmıştır. İkna yoluyla dolandırıcılıkta kullanılan yöntemler vaat, korkutma ve yardım kampanyaları şeklinde tasnif edilmiş ve bu üç yönteme ilişkin değişkenler belirlenmektedir. İstanbul’da 01.01.2019 ve 01.12.2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen ikna yoluyla dolandırıcılık suçları tekniğine ilişkin demografik değişkenler kapsamında, elde edilen veriler ışığında bir durum tespiti ortaya konulmaktadır. Bu suçta öne çıkan sahte çağrı merkezlerinin sistematiği ile mağdurların cinsiyet, yaş ve öğrenim durumları incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı, bu türden eylemler hakkında farkındalık oluşturmaktır. İkna yoluyla dolandırıcılık yöntemlerinin teknik özellikleri ile örgüt üyelerinin ileri düzeydeki iletişim yetkinlikleri, aynı düzlemde ele alınmaktadır. Örgüt üyelerinin ikna yoluyla dolandırıcılık suçunun işlenmesini kolaylaştıran iletişimsel becerileri ile mağduriyet oluşturan iletişim dinamikleri ve teknikleri arasında bir ilişkisellik görülmektedir. Öğrenim seviyesi yükseldikçe mağduriyet azalmakla birlikte, her öğrenim seviyesinden ikna yoluyla dolandırıcılık suçuna maruz kalındığı ve 35 yaş üzeri bireylerde, ikna yoluyla dolandırıcılık mağduriyetinin %70’i aştığı elde edilen önemli sonuçlardandır.

Dolandırıcılar kimi zaman internetteki arkadaş sitelerini kullanarak burada tanıştıkları kişileri, kendilerine para gönderme konusunda ikna ederek dolandırıcılık suçunun gerçekleşmesi söz konusudur. Dolandırıcılar bu yöntemi izlerken genellikle kendilerini olduklarından çok daha farklı göstermeye çalışırlar. İnternet ortamında yakınlık kurduğu kişiden yardım istemek için kendisini ihtiyaç sahibi olarak tanıtabilir. Bu durumun sadece iki kişi arasında geçen bir konu olduğunu düşünmek yanıltıcı olabilir. Hedef kişinin internet ortamında yakınlık kurduğu kişinin, kendisine zararı dokunacak şeyleri yaptırmaya çalışan bir şebekenin üyesi olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Dolandırıcıların hedef kişiden para talepleri tek seferlik olabileceği gibi zaman zaman tekrar edebilmektedir.

SONUÇ: 

 Yukarıda son zamanlarda bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık suçunun işleniş biçimlerinden en yaygın olarak işlenen türlerine kısaca değinilmiştir. Elbette bu suçun işleniş şekli bu kadar dar olmamakla birlikte her geçen gün artmakta suçlular yeni yöntemler geliştirmektedir Buna bağlı olarak mağdurlar artmakta, bir diğer sonucu ise bu durumun ülke ekonomisine zarar vermesidir. Bu nedenle hem kurumlara hem de kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir. Bahsi geçen yöntemlerle bu suçun mağduru olunmaması için Sebebi ne olursa olsun kişisel bilgilerinizin internet ortamında paylaşılmaması ve kendinizle ilgili veya yakınlarınıza ait isim-soy isim, doğum tarihi, memleket gibi veya özel gün ve tarihler, telefon numarası gibi tahmine açık bilgiler şifre olarak seçilmemelidir. Bununla birlikte farklı web sitelerinde aynı şifrenin kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Örneğin herhangi bir sosyal medya hesabına kayıt olurken kullanılan şifrenin e-posta şifresi olarak da kullanılmasından kaçınılmalıdır. Çünkü bu dolandırıcılık türünde e-postanın ele geçirilmesi asıl tehlikedir. Çünkü bugün birçok web site doğrulama kodunu eposta adreslerine göndermektedir. Bugün birçok parasal işlemin yapıldığı internet bankacılığına ait önemli şifrelerin herhangi bir yere yazılmaması ve kimseyle paylaşılmaması gerekmektedir. Kullanıcı adları ve parolalar bilgisayara veya internet tarayıcılarına kayıt edilmemelidir. Ayrıca herkesin kullanımına internet kafe veya iş yeri gibi ortak kullanıma açık bilgisayarlara, zararlı yazılım yüklü olup olmadığı hususunda emin olunamadığından bankacılık, e-devlet veya fatura ödemesi gibi işlemlerin bu bilgisayarlarda yapılmasından kaçınılması gerekmektedir. İnternet bankacılığı girişlerinde sanal klavye kullanımına özen gösterilmelidir. Bilgisayar ve erişim amacıyla kullanılan cihazlarda kopya veya lisansız yazılım kullanılmamalı, yazılımların güncel sürümleri tercih edilmelidir. Lisansı olmayan ve kırık olarak tabir edilen bir programın içine bilgi toplayan bir yazılım atılmış olabileceği akılda tutulmalıdır. Bunun yanı sıra, lisansız yazılımlarda güvenlik açıkları olabileceği gibi, fark edilen açıklar için güncelleme yapılamamaktadır. İşletim sistemi ve internet tarayıcısının güncel tutulması gerekmektedir. Bilgisayarın korunması ve sorunsuz çalışmasının sağlanması için, yazılımı üreten firmalar tarafından yayınlanan güncellemeler takip edilmeli ve güncellemeler zamanında yapılmalıdır. Bilgisayarlarda lisanslı “anti-virüs” yazılımları kullanılmalı ve bu yazılımlar güncellenmelidir. İnternet bankacılığı sitesine girişte adresin doğru bir şekilde tarayıcının adres alanına yazılması ve herhangi bir yönlendirici link kullanılarak internet bankacılığı sitelerine giriş yapılmaması önerilmektedir. İnternet üzerinden yapılan aramalar sonucu alınan adres bilgilerinin yanlış ve yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır. Güvenli internet sitelerinde adresin geçerli ve güvenli olduğunu gösteren sertifikalar kontrol edilmelidir. İnternet güvenlik duvarı (firewall) kullanılmalı ve bu tür uygulamalar bilgisayarlarda aktif tutulmalıdır. Firewall yazılımları, bilgisayarlara yetkisiz erişimi engelleyebilir. Tarayıcıda otomatik tanımlama fonksiyonu kullanılmamalıdır. Otomatik tanımlama fonksiyonu, daha önce girilen şifreler de dâhil olmak üzere tüm bilgileri saklar. Güvenlik açısından otomatik tanımlama fonksiyonu devre dışı bırakılmalıdır. Ek olarak, “Şifreyi Hatırla (RememberPassword)” özelliği ayrıca uzak durulması gereken bir seçenektir. Bu seçenek kullanıldığında, bilgisayara erişen kişinin e-postalara, üyeliklere erişimi için hiçbir engel kalmamaktadır. Mobil cihazlara uygulama marketleri dışındaki ortamlardan uygulama indirilmemesi gerekir. Bu ortamlardan indirilen uygulamalar ile kullanıcı bilgilerinin çalınması mümkündür. İşletim sistemi kırılmış mobil cihazlarla yapılan bankacılık işlemleri güvenlik risklerine açıktır. Zararlı uygulamalardan korunmak için cihaz ayarlarında bulunan “market dışı uygulamaların yüklenmesi” seçeneğinin kapalı durumda olması gerekir. Sözü edilen basit tedbirlerle büyük zararların önüne geçilebilir. İletiyi gönderen e-posta adreslerine şüpheci bakmaları ve doğru olduğundan emin olmaları, ödeme yapılmadan önce her ihtimale karşı ödeme yapacakları banka hesap numaralarını farklı yollarla (telefon, yüz yüze temas, bankadan kontrol vb.) teyit etmeleri, az bilinen alışveriş sitelerinden kredi kartı numaralarını ve kart güvenlik numarasını(CVV numarası olarak da bilinir) ürün almak için kullanmamaları, kullanıcıların aslında yapacakları bu gibi basit yöntemlerle bu suçların önüne geçilmesi sağlanabilir.

ümran özge erdoğan
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

1 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İŞ HUKUKUNDA VE ÖZEL HUKUKTA ZAMANAŞIMI

SEL VE TAŞKIN AFETİNDE MÜTEAHHİDİN VE İDARENİN SORUMLULUĞU