Nişanlılık Hali

Nişanlanma, Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabı olan Aile Hukuku kitabının ilk kısmında düzenlenmiştir. Nişanlılığın hukuken nasıl olduğu, TMK m.118’de “Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.’’ lafzı ile düzenlenmiştir. Taraflar, nişanlanmakla birbirleri ile evleneceklerini vadetmiş olurlar. O halde, nişanlılığı güven temeline dayalı bir ilişki olarak yorumlamak yanlış olmayacaktır. [1] Nişanlılığı, aile hukukuna tabi kendine has özellikleri olan bir sözleşme olarak belirtmek doğru olur.

 

Her ne kadar; nişanlılık evlilikten önce tarafların birbirlerini tanımak için bir süreç olarak düzenlenmiş olsa da aynı kanunun 119. Maddesinde “Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.” düzenlemesi ile, taraflara sırf nişanlandıkları için evlilik sözleşmesi yapma yükümlülükleri olmadığını belirtir. Yani, nişanlılık hali bir borç sözleşmesi değildir. Tarafların anlaşamaması, birbirlerine olan sevgilerinin azalması gibi durumlar söz konusu olabileceği gibi, taraflardan her birinin herhangi bir sebebe dayanmak zorunda olmadan da nişanı bozma hakkı vardır.

 

Nişanlılık durumunda, nişanlılar birbirlerinin hukuken “yakını” olarak nitelendirilirler. Bu durumda, birbirlerinin aleyhlerine açılan davalarında tanıklık yapmaktan çekilebilirler. Aynı zamanda, nişanlanan hâkim nişanlısının açmış olduğu davaya bakmaktan kaçınabilir. Nişanlılardan birinin haksız fiil ile öldürülmesi hâlinde, sağ kalan nişanlı, failden, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir, nişanlısı öldürülen kimse ek olarak manevi tazminat da isteyebilir. Nişanlılık döneminde, nişanlılar evliliklerindeki mal rejimini belirleme haklarına sahiptirler.

 

Nişanlılık belli başlı hallerde son bulur. Bunların ilki evlenme durumudur. Diğer bir hal ise, taraflardan birinin ölümü veya gaiplik durumudur. Üçüncü olarak, taraflardan birinin cinsiyet değiştirmesi halinin veya akıl hastalığının örnek verilebileceği durumlar olan nişanlılığın devamının imkânsız hale gelmesidir. Eğer nişanlanma bozucu şarta bağlanmış ise, bozucu şart gerçekleştiği anda nişanlılık sona ermiş olacaktır. Buna örnek olarak, var olan bir hastalığın tedavi edilmesi mümkün olmayacağı durumda nişanlılığın sona ereceği kararlaştırılmışsa ve hastalığın tedavisinin imkânsız olduğu anlaşılırsa nişanlılık son bulmuş olacaktır. Ve nihayet, tek taraflı olarak nişanlılık halinin sona erdirilmesi ile nişanlanma hukuken son bulacaktır.

 

TMK m.120’de: “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür.” Düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddedeki düzenleme, malvarlığı ile ilgili olduğundan maddi tazminat ile ilgili bir düzenlemedir. Maddi tazminattan sorumlu olacak taraf, nişanın bozulmasında kusuru olan taraftır. Tazmin edilecek zarar ve masraflar, kusursuz olan nişanlının, nişanlanmanın geçerli olduğuna güvenerek yaptığı masraflardır. Aynı maddenin 2. Fıkrasında “Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.” Pek tabi ki bu masrafların dürüstlük kuralına uygun olarak yapılmış olması gerekmektedir. İstenebilecek bu masraflar, nişanlılar için yapılan masraflardır, ancak bu kişilerin nişan sebebiyle kendileri için yapmış olduğu masraflar karşı taraftan istenemez.[2]

 

TMK m.121’de ise, manevi tazminat düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” Bu durumda nişanın bozulması sebebi ile manevi tazminatın istenebilmesi için, ilk şart kişinin kişilik hakkı saldırıya uğramış olmalıdır, ayrıca manevi tazminat ödeyecek tarafın diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olması gerekir.

 

TMK m.122’de ise, nişanlılığın sona ermesi halinde, karşılıklı olarak verilen hediyelerin durumu düzenlenmiştir. Madde metnine göre: “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.” Hediyelerin aynen veyahut mislen verilememesi durumunda uygulanacak hükümler, sebepsiz zenginleşme hükümleridir. Ancak, hediyelerin istenilebilmesi için, bu hediyelerin alışılmışın dışında olması gerekir. Hediyelerin alışılmış veya alışılmamış olması, tarafların kültürlerine, ekonomik durumlarına, bulunulan yörenin örf ve adetlerine göre belirlenecektir. Alışılmış olan hediyelere örnek olarak, bohça içine koyulan kıyafetler, parfümler, makyaj malzemeleri vs. olarak değerlendirilebilir. Alışılmamış hediyelere ise, nişanda verilen ev, araba örnek olarak verilebilir. Hediyelerin geri istenebilmesi için, nişanlanmanın evlilik dışındaki bir sebeple sona ermiş olması gerekmektedir. İadesi istenen hediyeler, nişanda verilmiş olabileceği gibi, nişanlılık süreci devam ederken de verilmiş olan hediyeler olabilir.[3]

 

TMK m.123’e göre ise, nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları üzerinden 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

 

Nişanlılık, görüldüğü üzere Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve hukuki statüsü olan bir ilişkidir. Bu durumda, evliliğe hazırlık aşamasıdır. Tarafların birbirlerine evlilik vaadi ile bağlanması ile hukuken geçerli bir nişanlılık hali oluşmuş olacaktır.

 

[1] ERGÜNE., Nişanın Bozulmasında Maddi Tazminat., İÜHFM C. LXXIV, S.2, 2016, s.758.

[2] https://hukuk.marmara.edu.tr/dosya/huk/%C3%96%C4%9ERENC%C4%B0/HUKUKUZEM/19-20/BAHAR/medeni.hukuk/5.hafta_2.pdf?_t=1584907531 (son erişim tarihi: 18.10.2021)

[3] A.g.e. (son erişim tarihi: 18.10.2021)

 

 

 

Asya Akın Çeliker
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

1 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MÜNHASIRAN TEK RENK MARKALARI (COLOR PER SE TRADEMARK)

Zina Sebebiyle Boşanma Davaları