MÜNHASIRAN TEK RENK MARKALARI (COLOR PER SE TRADEMARK)

marka hukuku

Marka hukuku kapsamında markaları geleneksel ve geleneksel olmayan markalar olarak ikiye ayırarak inceleyebiliriz. Geleneksel markalar dediğimizde ilk akla gelen sözcükler, rakamlar, sözcük grupları, şekiller, harfler ve bunların kombinasyonlarından oluşan markalardır.

Çalışmamızın asıl konusu olan renk markalarının bir alt grubunda yer alan ve hukuki olarak tartışması devam eden münhasıran tek renk markaları (color per se trademark), aynı koku, ses, tat markalarında olduğu gibi klasik marka algısından uzaklaşılarak yaratılan markalardır. Belirtmek gerekir ki SMK, geleneksel olmayan markaların tescili için farklı bir prosedür öngörmüş değildir. 556 sayılı mülga KHK’da renklerin marka olarak tescil edilip edilemeyeceği madde metninde açıkça sayılmamıştı. SMK’da ise, marka olabilecek işaretler başlıklı maddede renkler de sayılmıştır ve mülga KHK dönemindeki akıllara gelen ‘’Renkler de marka olabilir mi?’’ tereddüttü ortadan kaldırılmıştır.

Önemle belirtmek gerekir ki SMK m.4’te marka olabilecek işaretlerin TRIPs’te olduğu gibi[1] örnekseme yoluyla sayıldığı, ve numerus clausus ilkesine tabi olmadığını söyleyebiliriz. Yani, madde metninde sayılan ‘’kişi adları, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malın veya ambalajın biçimi’’ gibi madde metninde anılan işaretler marka olabileceği gibi, madde metninde anılmamış olmasına rağmen üç boyutlu şekiller, kokular veya tat yoluyla algılanabilen kimyasal ve biyolojik işaretlerin de marka olarak tescili mümkündür. [2]

 Münhasıran tek renklerden oluşan marka tescil istemleri için öğretideki çoğunluk görüşü, o rengin piyasadaki mal/hizmetle özdeşleşmesi ve onu çağrıştırması beklenmektedir. Aksi halde, serbest piyasa rekabetinin olumsuz olarak etkilenmesinin söz konusu olacağı görüşü hakimdir. CJEU (Avrupa Birliği Adalet Divanı) belli bazı koşullarda, soyut renk markalarının da tescil edilebileceği görüşündedir. Hatta belirmek gerekirse, soyut renk markaları olarak adlandırdığımız şekilsiz, çerçevesiz markalar için tescil edilebilirlik şartları diğer marka türlerinden farklı bir prosedüre tabi değildir. [3]

Bu konuyla ilgili en önemli kararlardan biri olan Avrupa Adalet Divanı 2003 LIBERTEL kararında:

‘’Tek başına bir renk söz konusu olduğunda, tescilden önce kullanıma bağlı olmayan ayırt ediciliğin çoğu zaman mümkün olmadığı, ancak başlangıçta ayırt ediciliği olmasa dahi bir rengin kullanım sonucu, tescili istenen mal/hizmet için ayırt edici hale gelebileceği ve tescili istenen rengin uluslararası renk sınıflandırma sistemine göre kod numarası ile belirtilerek, çizimle görüntüleme şartını bu sayede yerine getirebileceğini’’ ifade edilmiştir.[4]

Örnekleri çoğaltmak gerekirse, Nivea firmasının krem kutularında kullanılan lacivert tonu Pantone 280C kodu belirtilerek, kozmetik ürünler sınıfı için yapılan marka başvurusu Münih’teki Federal Patent Mahkeme’sinde değerlendirilerek; bu rengin tanınma oranının %55 olduğu, ve ayırt edicilik için gereken tanınma oranının en az %75 olması gerektiği sonucuna varmıştı. Ancak, Karlsruhe’deki Federal Mahkeme 1. Hukuk Dairesi farklı bir değerlendirme ile, tespit edilen %75 oranının hukuki bir dayanağı olmadığı ve %55’lik oranın da dikkate alınması gerektiği sonucuna varmıştı. [5] En çok bilinen soyut renk markası olan MILKA firması, lila (violet) rengi için EUTM000031336 kodu ile marka olarak tescillidir. [6]

Türk hukuku doktrininde ise münhasıran tek renkten oluşan markaların marka olarak tescil edilebilir olup olmadığı ile ilgili görüşler şu şekildedir:

Karahan, münferit renklerin marka olarak tescil edilemeyecekleri, renklerin ancak, özel bir kompozisyon veya kombinasyon oluşturmaları veya başka sözcük, şekil veya işaretlerle birlikte bulunmaları halinde marka olarak tescil edilebilecekleri düşüncesindedir.[7] Başka bir deyişle ancak, renk kombinasyonlarının belirli şartları sağlaması halinde ayırt edicilik özelliği kazandığı fikrini savunmaktadır.

Benzer görüşü savunan Arkan’a göre ise, sırf muayyen bir renk, ayrım gücüne sahip olmadığından marka olarak tescil edilemez.[8]

Tekinalp ise, CJEU’nun Libertel kararına benzer bir şekilde görüş bildirerek, her ne kadar bir çerçeve şeklinde somutlaşmamış rengin tescili söz konusu olsa da, kullanılmakla o mal veya hizmeti çağrıştırır hale gelmesi sonucu ayırt edicilik özelliği haiz olmuş sayılır. Bu durumda, münhasıran tek renk markalarının tescilinin mümkün olduğunu savunmaktadır. [9]

Tek renk markaları ile ilgili 2021 Marka İnceleme Kılavuzu’nda da, tek renk markalarının tescilinin mümkün olabilmesi için ilk olarak ayırt edicilik kazanmış olmasının gerekliliğinden bahsedilmektedir. LİBERTEL kararına atıfta bulunan Kılavuzu’nda, her ne kadar tek bir rengin kullanımını tek işletme tekeline vermek rekabet ortamı açısından doğru olmayacağı fikri üzerinde durmuş ve tek renk markasının tescili söz konusu olduğunda kamu yararının gözetilmesi gerektiğinden bahsetmiştir. [10]

Kanaatimce, her ne kadar tek renk markalarının başlangıçta ayırt edici niteliği olmasa da, uzun süreli kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış olan soyut renk markalarının herhangi bir kombinasyon içinde bulunma şartı aranmaksızın tescilinin mümkün olduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda soyut renk markalarının da SMK m.4 kapsamında marka olarak tescil edilebilecek işaretler içinde sayıldığı sonucuna varılabilecektir.

[1] TRIPS m.15(1) c.2’de marka olarak tescil edilebilecek işaretler sayılırken, uç boyutlu bicimler ve soyut renkler sayılmamıştır. Ancak bu sayım örnekleyicidir. Burada belirleyici olan, TRIPS m.15(1) c.1 anlamında, işaretin bir işletmenin mal ve hizmetlerini, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye uygun olmasıdır.

[2] EROĞLU S.’’ Soyut Renk, Ses ve Üç Boyutlu İşaretlerin Marka Olarak Tescili’’, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:5 Sayı:1, İzmir 2003 s.105.

[3] ÇOLAK U. ‘’Türk Marka Hukuku’’, Oniki Levha Yayıncılık, 2018. s.79.

[4] Bkz: C-104/1 Esas (Divan, tek bir rengin tescil edilebilmesi için, grafikle gösterilebilme koşulunun ‘’ RAL, Pantone sistemlerine göre kodların belirtilmesi’’ gerçekleşmiş olmasını, tescil edilmek istenen rengin ilgili mal ve hizmetler üzerine ayırt edici olmasını aramakta ve renk sayısının sınırlı olmasından dolayı kamu menfaatinin dikkate alınarak her somut olaya göre ayrı bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.)

[5] İMİRLİOĞLU D. ‘’Marka Hukukunda Ayırt Edicilik ve Markanın Ayırt Ediciliğinin Zedelenmesi Hali’’, Adalet Yayınevi, Ankara, 2017, s.78. 

[6] ÇOLAK U., a.g.e. s.80. 

[7] KARAHAN S., Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, Konya, 2002. s:28-29. 

[8] ARKAN, S., Marka Hukuku, C.I Ankara, 1997. 

[9] TEKİNALP, Ü., Fikri Mülkiyet Hukuku, 2.B., İstanbul, 2002.

 [10] www.turkpatent.gov.tr (son erişim tarihi:20.09.2021)

Asya Akın Çeliker
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

1 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SEL VE TAŞKIN AFETİNDE MÜTEAHHİDİN VE İDARENİN SORUMLULUĞU

Nişanlılık Hali