Miras Hukukunda Tenkis Davası Nedir?

Siz değerli okuyucularıma bu makalemde, miras hukukunda tenkisin anlamı ve tenkis davalarının hukuki yöntemlerine ilişkin gelen sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre; Tenkisin sözlük anlamı indirme, azaltma veya eksiltmedir. Sağlar arası veya ölüme bağlı bir tasarruf ile saklı pay sahibi mirasçının saklı payına el atıldığı takdirde, yapılan o tasarruf, tenkis davası yolu ile saklı paylı mirasçının saklı payı sağlanıncaya kadar indirime tabi tutulacaktır. Bir diğer deyişle, saklı paylı mirasçılar, miras bırakanın saklı paylarına el atması halinde onun ölümünden sonra bu el atmanın ortadan kaldırılmasını, saklı paylarının tamamlanmasını dava açarak talep etme hakları bulunmaktadır. Bu tür davalara miras hukukunda tenkis davaları denilmektedir. Tenkis davası, miras bırakanın sağlar arası veya ölüme bağlı tasarruflarıyla, tasarruf edilebilir kısmı aşması halinde, bu tasarrufların tasarruf edilebilir kısım oranına indirilmesini temin eden hukuki bir olgudur.

Türk Medeni Kanunu madde 560 uyarınca; Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer alan kurallar, miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları sayılır.” denilmektedir.

Saklı pay sahibi mirasçı tenkis davası açabileceği gibi, tenkis isteme hakkı henüz yerine getirilmemiş tasarrufların yerine getirilmesini istemesi halinde defi yolu ile de kullanılabilecektir.

Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesi uyarınca; “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.” denilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 560 ve devamı maddelerinde tenkis davaları düzenlenmiştir. Miras hukukunda hangi tasarrufların tenkis edilebileceği, saklı pay hakkına el atmanın olup olmadığının belirlenmesi yöntemleri, saklı paya tecavüz halinde tasarrufların hangi sıra ile tenkise tabi tutulacağı detaylı olarak açıklanmıştır.

Miras hukukunda tenkis davaları yenilik doğuran inşai nitelikte davalar olup, mirasın açıldığı güne kadar geriye dönük olarak hüküm ifade etmektedirler. Tenkis davası ile, miras bırakanın yaptığı tasarrufların iptali değil, değiştirilmesi ve tasarrufların tasarruf edilebilir kısma çekilmesi amaçlanmıştır. İşbu sebeple tenkis davaları eda davaları niteliğinde değildir. Miras bırakanın tasarrufu önceden yerine getirildi ise, davalının elinde bulunan malların iadesinin sağlanabilmesi için ayrıca eda davası talebinin de bulunması gerekir. İndirme ve bu indirmenin iadesi talebi ayrı ayrı dava konusu olarak istenebileceği gibi her iki istek aynı davada ileri sürülebilinir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.07.2010 tarihli 2010/1-310 Esas 2010/372 Karar sayılı kararında özetle;

Tenkis Davası – Saklı Paya El Atıldığından ya da Zedelendiğinden Söz Edilebilmesi İçin Kazandırma Konusu Tereke ile Kazandırma Dışı Terekenin Tümü ile Bilinmesi Gereği – Terekenin Aktif ve Pasifinin Belirlenmesi Gereği

Kural olarak; saklı paya el atıldığından, zedelendiğinden söz edilebilmesi için; kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesi gerekmektedir. Dosyaya delil olarak yansıyan hususlarda taraflara delillerini sunmaları için ayrıca ve açıkça süre verilmesi, sonucuna göre terekenin tasarruf edilebilen kısmının belirlenerek, saklı paya tecavüzün bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmekte ise de; somut olayda, mahkemece, düzenlenen tenkis hesap tutanağının taraf vekillerine tebliği üzerine, taraf vekillerince, tutanağın içeriğine ve hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, duruşmada, taraf vekillerince, dava konusu taşınmazlar dışında murise ait her hangi bir taşınmaz ve mal varlığı bulunmadığı, terekenin pasifi olarak bildirilecek değerler de olmadığı beyan edilmiştir. Hal böyle olunca, artık mahkemece terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesi yönünde yeni araştırmalar yapılmasına ve bozma ilamında geçen delillerin araştırılması gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerekir.” şeklinde kararını vermiştir.

Avukat Gizem GONCE

Gizem GONCE
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

3 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CEZA YARGILAMASI NETİCESİNDE VERİLECEK HÜKÜMLER

Vasiyetname İfa Edilmeden Tenkis Davası Açılabilir mi?