Miras Hukukunda Alt Soy Mirasçılık Ne Demektir?

Siz değerli okuyucularıma bu makalemde, miras hukukunda alt soy mirasçılık ve birinci derece mirasçılık kavramları hakkında açıklamalarda bulunacağım.

Miras hukukunda bildiğiniz üzere zümre sistemi öngörülmüştür. Öncelikli olarak miras hakkı olan zümre birinci derece alt soy mirasçılardır. Miras bırakanın alt soyuna birinci derecede ki mirasçılar denilmektedir.

Türk Medeni Kanunu 495. maddesinde; “Miras bırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. ”şeklinde alt soy mirasçıları düzenlenmiştir.

Miras bırakanın ölümünden sonra çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini ise, her derecede halefiyet yolu ile kendi altsoyları almaktadır. Altsoy çocuk ile anne arasındaki irsilik bağı doğumla başlamaktadır. Çocuk ile baba arasındaki bu bağın kurulması anne ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olmaktadır. Evlilik birliği dışında dünyaya gelmiş ve soy bağı tanıma veya hâkim hükmü ile kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçılık sıfatına haizdirler.

Çocuk ile baba arasındaki soy bağının kurulması, ana ile evlilik, tanıma veya mahkeme kararı ile olacağı Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesinde açık olarak düzenlenmiştir. Maddede düzenlenen evlilik terimi, hem çocuğun doğumu sırasında anne ile baba arasındaki mevcut evliliği, hem de çocuk doğduktan sonra anne ve baba arasında kurulan evliliği kapsamaktadır. Evlat edinme yolu ile de soy bağı ilişkisi kurulmaktadır.

Muristen önce vefat eden altsoyun sağ olan eşleri miras bırakanın mirasına sahip olamamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 495. maddesinde, miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır şeklinde düzenleme getirilmiştir. Eşler bu imkândan yoksun tutulmuşlardır.

Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olmaktadırlar. Ayrıca, evlatlığın kendi ailesinde ki mirasçılığı da devam etmektedir. Türk Medeni Kanunu m. 500 uyarınca; evlat edinen ve hısımları, evlatlığa mirasçı olamamaktadırlar. Evlatlığın mirasçı olabilmesi için öncelikle, evlatlık alan kişi ile evlatlık arasında hukuken kurulmuş bir evlatlık ilişkisi aranmaktadır. Evlatlık ve onun evlat edinenden önce ölmesi halinde altsoyu, evlat edinenin yasal ve saklı paylı mirasçısıdırlar. Evlat edinme ilişkisinin kurulmuş olmasından önce veya sonra doğmuş ayrımı yapılmaksızın evlatlığın tüm altsoyu mirasçılık sıfatına sahiptir. Evlatlığın kendi öz ailesindeki mirasçılığı devam etmektedir. Evlatlık, evlat edinenin birinci zümre mirasçısıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2012 tarihli kararında; “Evlat edinme, evlatlık ile evlat edinenler arasında soy bağı ilişkisi kurar. Ancak evlatlığın kendi ailesi ile arasındaki soy bağı ilişkisi evlat edinme ile ortadan kalkmaz. Küçüğün bir başka aile tarafından evlat edinilmiş olması, gerçek anne ve babanın çocukları ile kişisel ilişkisini keser. Ancak koşulların varlığı halinde ve küçüğün menfaatinin uygun düştüğü ölçüde hâkim kararı ile kesilen bu kişisel ilişki yeniden kurulabilir. ”denilmektedir.

Avukat Gizem GONCE

Gizem GONCE
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

2 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Miras Davalarında Zaman Aşımı Süreleri

Miras Hukukunda Saklı Paylı Mirasçı