KADININ İŞ HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

          Geçmiş zamanlarda, dünya genelinde kadının iş hayatındaki rolü çok az, hatta yok denecek boyuttaydı. Lakin bilimin gelişmesi ve teknolojiye bağlı olarak yeni iş alanların açılması ve ihtiyaçların artışa geçmesiyle kadının iş hayatındaki rolü çoğaldı. Sanayinin gelişmesiyle beraber kentlere olan göçlerde işçi ihtiyacı doğmuş; hizmet sektörü ve çalışma şartları gibi unsurlar göz önüne alındığında kadının toplumdaki yerinin önemi fark edilmiştir. Böyle olunca iş gücü için kadınlar büyük önem teşkil etmiş, sosyal çevre edinmiş ve aktif hale gelmiştir. İş yaşamında erkeğin egemen olup kadının geri planda tutulduğu bilinen bir gerçektir. 

          Bazı kuruluş ve organizasyonlar, gayri ihtiyari de olsa erkek sayısının kadın sayısından fazla olduğu alımlar yapıp; kadın erkek eşitsizliğine neden olmuş ve kadında bulunan yetenek zenginliğinden doğrudan vazgeçmişlerdir. 

          Yükselebilecekleri yönetim basamağında kadınlar; cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıp, hak ettiği statüyü yakalayamama nedeniyle belli bir makama da ulaşamamışlardır. Değişen şartlar ve hayat tarzı, kadının öneminin ve toplumdaki yerinin belirmesi, kadın için az da olsa iş hayatında bulunma imkânı vermiştir. Fakat bunlar yeterli olmamış ve kadın, iş hayatında halen geri planda tutulmaktadır.  

          Kadının çalışma hayatındaki işleyişini, yeteneğini, niteliksel gelişimini, devamlılığını, kariyer gelişimini, kadına yönelik gerçekleştirilen ayrımcılığın önüne geçilebilmesi için daha fazla toplumsal eğitim ve organizasyonların yapılması önerilmektedir. Kadına gösterilen bu çaba ve eğitim toplum değerini, kalitesini artıracaktır. 

          Fakat kız çocuklarının küçüklükten itibaren erkek çocuklara göre geri planda tutulması, kızlara daha az okul ve eğitim hayatı için emek verilmesi, çocuk yaşta evliliklerin yaptırılarak istismar edilmesi; toplumda kadına gereken değerin verilmediğinin göstergesidir. Kadının çocuk yaşta evlendirilmesi, çalışamaması onu eve kilitlemiş böylece eşine bağlı hale getirmiştir. 

          Günümüzde işsizlik ve istihdam, sonuçları açısından toplumların en önemli sorun alanlarından biridir. Toplumsal refah ve kalkınma açısından bu sorunun çözümü önemli bir husustur. 

          İstihdam sorunundan etkilenen kadın iş gücünün çalışma hayatına dâhil edilmesi, toplumsal kalkınmada önemli bir etkendir. Bu nedenle günümüzde kadın iş gücünün yapısı ve kadın istihdamının büyük önemi bulmaktadır. Kadın iş gücünün mevcut durumunun ortaya konulması, bu yönde izlenecek politikalara ışık tutacaktır. 

          1990’lı yıllar iş dünyası için devrim niteliğinde olan gelişmelere tanık olmuştur. Endüstri toplumunun örgütleri emek gücüne dayanan dolayısıyla erkek egemen bir yapı sergilerken; bilgi toplumu olarak nitelenen son 20 yıl ve özellikle son 10 yılda yaşanan dönüşümler sonucunda çalışan prototipini “kadın egemen” olmaya doğru götürmektedir. 

          Temelinde bilgi ve hizmet sektörlerinin olduğu bu yapıda teknolojinin yoğun olarak kullanılması iş dünyasında daha fazla sayıda kadın iş gücü yaratmıştır. 

          Türkiye’de Kadın ve Kadına Verilen Olanaklar 

          Kadın istihdamının arttırılması bireysel ve toplumsal açıdan sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilebilmesinde önemli bir unsurdur. Ancak Türkiye’de istihdam artış hızı her yıl iş gücüne katılan nüfus hızı karşısında yetersiz kalmakta ve ekonomideki büyüme yeteri kadar istihdam sağlayamamaktadır. Ekonomideki bu yetersiz istihdam nedeniyle kadınların istihdama katılma imkânları düşmektedir. Kadınların istihdama katılmalarının düşük düzeyde gerçekleşmesi, hem kadınların yapabilirlikleri önünde önemli bir engel teşkil etmekte hem de sosyal kalkınmanın gerçekleşmesini imkânsız kılmaktadır. 

          Türkiye’de kadın istihdamı, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren çözülmesi beklenen bir sorun olmuştur. Tarihi süreç dikkate alındığında kadınların istihdam düzeylerinin düşüklüğünün topluma özgü nedenleri arasında; toplumsal cinsiyet temelli bölümü, kente yönelen göç hareketleri, tarımsal yapıdaki çözülme, geleneksel aile yapısının zayıflaması, aile ve çalışma hayatının dengelenmesinde yaşanan sıkıntılar ve kadınların eğitim seviyelerinin düşüklüğü önemli unsurlar olarak sayılmıştır. 

          Yapılan araştırmalar ve TÜİK verilerine göre akademik kariyer gibi önemli mesleklerin kadın ile ilgili oransal açıdan bakıldığında düşük seviyelerde olması, bu önemli hususta dünya genelinde ülkemize göre daha iyi gelişme kaydettiği görülmektedir. Ülkemiz, bu konuda geride kaldığı için ileri atılımlar için çalışmalar devam etmektedir. Hedef olarak diğer ülkelere kıyasla ileri gitmek amacıyla proje ve eğitim hayatı için önemli aşama kaydetmiş bulunmaktayız. 

          Öğrencilikte sağlanan imkânların ve gelecek planları için verilen desteğin azlığı, ne yazık ki ülkemiz değil de yabancı ülkelerin tercih edilmesi de istihdam ve gelişim açısından bizi geri planda tutuyor. 

          Beceri ve kişisel gelişim için şu önerilenler daha çok dikkate alınmalıdır; 

  • Kişisel gelişim projeler yürütmek 
  • Sosyal etkinlikler yapmak 
  • Rekabet ortamı yaratmak 
  • İlham veren kişileri örnek almak 
  • İnsan potansiyelinizi ortaya çıkarmaya çalışmak 

          Bu ve benzeri alışkanlıklar edinip istihdamın istediği yeteneği yakalayıp daha çok sorumluluk sahibi olunmalıdır. 

           İş olanağı ve ekonomik yönden kadının erkekten düşük maaş alması, çalışma hayatındaki haksızlığı da açıkça ortaya koyan bir durumdur. Hizmet sektörü ve sanayi kuruluşlarında çalışan kadın işçi sayısı, tarımda çalışanlara göre fazladır. Olanak ve ihtiyaçlar doğrultusunda kadın işçi sayısının da artışa geçtiği görülüyor. 

          Ancak yöneticilerin, kadının verimi ve etkinliği yavaşlatacağı görüşünü kabul etmesi, kadını geri planda tutması ve kadın çalışana yer açmaması da kadınların iş hayatında yer edinememesinde büyük bir etkendir. 

            Somut bir araştırma yapıldığı zaman Türkiye’de kadına karşı takınılan tavırlar, hâlâ devam eden ayrımcı düşüncenin kadın üzerinde baskı kurması; psikolojik olarak kadının bu durumlardan etkilenip iş hayatı ve toplumda geri kalmasına sebebiyet vermektedir. 

          Yöneticilikte ise kadın ve erkek yöneticiler arası ayrım, yine dikkat çekiyor. Kişilik özelliği, tecrübeye dayalı yönetim rekabete yol açarken; kadının başarılı olması onu yine baskı ve eleştirilerden kurtaramıyor. Dolayısıyla yine erkek yöneticiler doğrudan ön plana çıkmaktadır. 

          Kadın yöneticilerle ile ilgili somut araştırmalar son yıllarda hız kazanmış ve bu araştırmalar sonucunda kadının pek çok engeli aştığı ve güçlü bir yol almakta olduğu görülmektedir. 

            Son yıllardaki başka bir araştırmaya göre ise kadınların hizmet sektörlerindeki yaş aralığının düşüş göstermesi, daha genç kadınların istihdama katılması, kadınlar için yapılan eğitimlerin ve nitelikli iş gücü tecrübesi organizasyonların etkili olduğunu gösteriyor. Her ne kadar orta yaşta ve yüksek yaşta kadınların iş olanakları geri tutulsa da yapılan son araştırmalar kadınların etkin bir şekilde ilerleme kaydettiği, bunun da 21.yy’dan sonra daha çok etkili olduğu söylenebilir. 

            Bu çalışma ve araştırmalar neticesinde belirtildiği ve gözlemlendiği üzere kadın çalışanların özellikle hizmet sektöründe yoğun artışa karşılık yönetim pozisyonunda yetki ve sorumluluk alan kadınların oranı oldukça düşüktür. Çeşitli araştırmacıların ve kuruluşların raporlarına göre gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde kadın istihdamı düşük kademelerde görülürken; gelişmiş ve hizmet sektörü potansiyeli yüksek ülkelerde yönetici sıfatındaki kadınların sayısının fazla olduğu görülmüştür. Her ne kadar iş hayatında bulunan kadınlar artış gösterse de öncelikli amaç yaşam tarzı ve aile kurmaktır. 

             Bu sebeple kadının işe alımı; asttan üste geçiş için verilecek yönetim durumu veya yükselecek meslek için kadının yaşam tarzı, aile hayatı dikkate alınarak tavır takınılmaktadır. 

           Yapılan bütün çıkarımlara göre kadın için; 

  • İş tecrübesi edinebilmesi sağlanmalı 
  • Eğitim ve nitelikli organizasyonlar oluşturulmalı 
  • Kadının iş hayatındaki hakları göz ardı edilmemeli 
  • Toplumdaki cinsiyet ayrımının yok olacağı zihniyeti geliştirecek eğitimler sağlanmalı 

           Bu ve benzeri olan algılar yayıldığında, kadının toplumdaki değeri ve öneminin fark edilebilmesi için büyük bir adım atılmış olacaktır.

Yunus
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

3 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Katılımcı

Yazar Yunus

Yıllardır Üye

Hakaret Suçu Nedir?

Mirasın Hükmen Reddi Nedir?