Çok havalıÇok havalı BilgilendimBilgilendim BayıldımBayıldım ŞaşırdımŞaşırdım

İŞ HUKUKUNDA VE ÖZEL HUKUKTA ZAMANAŞIMI

Belirli bir süre içerisinde kullanılmayan alacak hakkı bu süre sona erdikten sonra artık dava edilebilme özelliğini yitirir. Hukuk dilinde zamanaşımı olarak ifade edilen söz konusu bu hal belirttiğimiz üzere alacak hakkını sona erdirmez aksine onu “Borçluyu ifaya zorlama yollarının hiçbirine başvurmanın hukuken mümkün olmadığı, borçlunun borcunu ödememe imkanına sahip olduğu borçlar” olarak tanımlanan “eksik borç”  haline dönüştürür ve alacağın dava yoluyla tahsil edilebilme imkanını ortadan kaldırır.

Bunun sonucunda dava aşamasında mahkemeye karşı öne sürülen zamanaşımı savunması eğer kabul görürse eksik borç haline gelen bu alacağı dava etmek artık mümkün olmayacağından mahkeme usul şartları uymadığı gerekçesiyle işin esasına girmeye gerek dahi duymadan talebi reddedecektir.

Zamanaşımı herhangi bir borcun doğmasına, ortadan kalkmasına veya onun durumunun değişmesine neden olacak bir etken olarak hiçbir zaman karşımıza çıkmaz. Bu kavram alacağın varlığını değil talep edilebilir olma durumunu değiştirecektir. Bu husus gereği söz konusu etken davanın hakimi tarafından re’sen  göz önünde bulundurulamaz çünkü hakimin görev alanı içerisinde bu süreyi kendiliğinden gözetmek yoktur. Borçlu taraf eğer zamanaşımı durumunun vuku bulduğunu, bunun usule ve yasaya uygun olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorsa bunu kendisi ileri sürmelidir aksi takdirde hakim bu durumu göz önünde bulundurmayarak borcun ödenmesine hükmedebilir.

İşçinin işvereni ile arasındaki diyaloğun sebebi yaptıkları iş sözleşmesidir. İşçinin bu sözleşmeye uymaması, sözleşmeye aykırı hareket ederek işverenini zarara uğratması durumunda işveren de zararını tazmin ettirmek amacıyla dava açmak isterse yine bunu 10 yıl içerisinde açmalıdır çünkü zararı karşılatmak sebebiyle olduğundan tazminat başlığı altında incelenecektir. 10 yıl içerisinde davayı açmadığı koşulda tazminatının talep edilebilirliği ortadan kalkacak ve işçi eğer isterse bu zararı karşılamama hakkına sahip olacaktır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki kanunda bahsi geçen zamanaşımı süreleri 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 148.maddesinde özellikle vurgulandığı şekilde tarafların iradeleri ile değiştirilemez.

Yine TBK’nin 149. Maddesi gereğince sözleşme ilişkisinden meydana gelen alacaklar için zamanaşımı süresinin başlangıcı alacağın muaccel olduğu tarihtir. Kanun koyucu borcun muaccel olmasını da TBK m.117’de borcun ifa zamanının gelmiş olması olarak tanımlamıştır.

Şuan yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK m.152’de asıl alacağın zamanaşımına uğramasıyla faiz ve diğer ek haklar gibi fer’i hakların da zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir. Yani deyiş o ki alacağın faizi de ancak asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresinde istenebilir. Aksi halde asıl alacak gibi o da eksik borç başlığında kendine yer bulacaktır.

Ayrıca TBK’nin 154. Maddesi der ki alacaklının dava açmasıyla dava konusu olan alacak için zamanaşımı süresi kesilir. Yine aynı maddede zamanaşımını kesen nedenler sıralanmıştır. Buna göre borçlunun borcunu ikrarı ve  işbu borç nedeniyle dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen sebeplerdir. Dava süresince her iki tarafın d yargılamaya ilişkin her işleminden ve hakimin her hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar. Yani demek istenen odur ki  zamanaşımını kesen sebeplerden biri vuku bulduğunda zamanaşımı süresi en baştan işlemeye başlar.

TBK 153. Maddede ise zamanaşımının durması işlenir. Buna göre zamanaşımını durduran sebeplerden herhangi birinin varlığı halinde zamanaşımı süresi başlamaz eğer zaten başlamışsa durduran sebep  ortadan kalkıncaya dek duraksar. Sebep ortadan kalktığında ise süre kaldığı yerden devam eder.  Kesilmede olduğu gibi baştan başlamaz. Yine bu maddede “ Hizmet ilişkisi süresince ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için” zamanaşımının duracağı ifade edilir. Buradaki hizmetçi kavramıyla kastedilmek istenen ilgilendiği ev işleri için işvereninden belirli bir ücret alan, işverenle aynı evde yatıp kalkan adeta bir aile üyesiymiş gibi o eve mensup olan kişidir. Ancak bu madde aralarındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığı her kimseye uygulanması mümkün değildir. Hizmetçi denilen kişi günlük hayatta işçi konumundan çok aile ferdi gibi davranır. Bundandır ki bu süre içerisinde zamanaşımı durur.

Son olarak zamanaşımı def’inden  feragata da değinecek olursak  öncelikle belirtmek gerekir ki borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının doğumundan önce bundan feragat etmesi geçerlilik taşımaz. Borçlu ancak borç zamanaşımına uğradıktan sonra bunu ileri sürmekten feragat edebilir.

Çağla ORAL
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

2 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davası

TEKNOLOJİDEKİ TEHLİKE SOSYAL MEDYA DOLANDIRICILIĞI