Eviniz İcra Kanalıyla Satılabilir mi?

Bu konuda mağdur olan vatandaşlara fayda sağlamasını umduğum bu makaleyi ev haczinin uygulamada sık karşılaşılan bir problem olması nedeniyle yazma gereği duymuş bulunmaktayım. Şöyle ki; evine UYAP sistemi üzerinden haciz koyulan vatandaş daha sonra, ‘ Evinizi elinizden alırız, evinize haciz koyduk ve ödemezseniz işlem yapacağız, evinizi sattıracağız. ‘ şeklinde agresif bir tavırla tehdit edilmekte ve çoğu vatandaş hukuki düzenlemeyi bilmediği için bu tehditlere karşı çaresiz ve savunmasız kalmaktadır. Peki gerçekten haciz koyulan eviniz icra kanalıyla sattırılabilir mi?

Yoksa bu tehditler borçlu vatandaşı yıldırmak için midir?

İcra iflas kanunun 82.maddesinin başlığı: haczi caiz olmayan mallar ve haklardır. Borçlunun kendisinin ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi ve insan onurunu koruyabilmesi bakımından bazı mallar haczedilemez. Bu maddenin ilk fıkrasının 12.bendi borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğini öngörür.

Bu düzenlemenin altında yatan sosyal devlet düşüncesi ile Anayasanın 17.maddesindeki yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma  hakkıdır. Zira haciz işlemine müsaade eden düzenlemelerin amacı borçluyu sosyal ve kültürel anlamda cezalandırmak değil alacaklının alacağını tahsil etmesini sağlamaktır.

Haczedilmezlik hususundaki yetki icra müdürüne aittir. Ancak uygulamada ve Yargıtay kararları uyarınca, alacaklı bir malın haczini talep ettiğinde, icra memurunun bunu haczetmesi gerektiği ve borçlunun bir itirazı varsa bunu şikayet yoluyla ileri sürebileceği şeklinde bir yol izlenmektedir.

82.maddenin ilk fıkrasının 12.bendi uyarınca borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğini söyledik. Peki borçlunun haline münasip evi ne demektir? Genel bir tanımlama yapılacak olursa haline münasip ev; kişinin yaşamını sürdürmesi, barınma ihtiyacını karşılaması için ihtiyaç duyduğu yeri, kullanılmaya elverişli konut alanını ifade etmektedir.

Haline münasiplik her borçlu için ayrı ayrı tespit edilmesi gereken bir unsurdur. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Yargıtay kararları uyarınca buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsamaktadır.

Haline münasip evin haczedilemeyeceğine yönelik şikâyet haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. Öğretideki, “insani değerlere saygı ve kamu düzeni düşüncesiyle meskeniyet haczine karşı süresiz şikayete gidileceği” görüşüne karşılık Yargıtay aksi görüştedir.

Haczin öğrenilmesi ile ilgili değinilmesi gereken bir husus, uygulamada taşınmazın kaydına elektronik yolla UYAP üzerinden haciz konulması nedeniyle, borçluların hacizden haberdar olamadığı ve 7 günlük şikayet süresinin işlemeye başlamadığıdır. Genellikle böyle durumlarda alacaklının talebiyle borçluyu yapılan haciz işleminden haberdar etmek ve hacze karşı itirazlarını sunmasını sağlamak amacıyla 103 davetiyesi gönderilmekte, böylelikle şikâyet süresi başlamaktadır.

Şikayet konusunda en önemli hususlardan biri borçlunun tebligat adresini güncel tutması gerekliliğidir. Zira 103 davetiyesinin tebliğ edileceği adres eğer güncel bir adres olmazsa borçlu bu tebligattan haberdar olamayacak ve kanun tarafından öngörülen sürede itiraz edemeyerek hak kaybına uğrayacaktır.

Şikayet üzerine, İcra Hukuk Mahkemesi haczedilen taşınmaz ve borçlu ile ilgili gerekli araştırmaları yapacak, bilirkişi tarafından taşınmazın değeri belirlenecek ve dosya kapsamına göre bir karar verilecektir.

İcra İflas Kanunu’nun 82. maddesinin 3. fıkrasında malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmının ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilebileceği belirtilmiştir. Örneğin, borçlunun sosyal durumuna ve gelirine göre yapılan hesaplama sonucunda 250.000TL’lik bir evin haline münasip evi olduğu tespit edilirse ve borçlu 500.000 TL değerinde bir evde oturuyorsa o ev satılacak, haline münasip ev alabileceği 250.000 TL borçluya verilecek ve kalan kısımdan da alacaklı alacağını tahsil edebilecektir. Ancak aradaki farkın az olması halinde, kesin bir alış bedeli tayin edilemeyeceğinden dolayı haczedilmezlik şikâyetinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

Peki haczedilen taşınmaz üzerinde ipotek varsa bu durum haczedilmezlik şikayetine engel midir? Bu durumda mahkeme, ipoteğin hangi amaçla tesis edildiğini tespit etmek amacıyla ilgili bankadan ipoteğin mahiyeti hakkında bilgi alır ve ipotek akit tablosu celbeder. İpoteğin hangi amaçla tesis edildiği saptanır. Borçlunun daha önce ipotek ettirdiği taşınmaz hakkında meskeniyet iddiasında bulunabilmesi için, ipoteğin; mesken kredisi, esnaf kredisi ve zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gereklidir. Aksi takdirde meskeniyet şikâyetinden vazgeçmiş sayılır.

Meskeniyet itirazında bulunulamayacak hallerden bazıları ise şu şekildedir:

  1. Elbirliği mülkiyeti söz konusuysa örneğin size miras kalan bir taşınmaz söz konusuyla haczedilmezlik şikayetinde bulunmanız mümkün değildir.
  2. Borç, meskenin satış bedelinden kaynaklanıyorsa meskeniyet itirazında bulunmanız mümkün değildir.
  3. Taşınmazınız lehine ipotek tesis edilen kişiye karşı haczedilmezlik şikayetinde bulunamazsınız. Ancak bu, öğretideki hakim görüşe göre, lehine ipotek tesis edilen alacaklı dışında ipotek vermediğiniz başka alacaklılarınız varsa onlara karşı da şikayet hakkınızdan feragat ettiğiniz anlamına gelmez. Yani, borçlunun meskenini bir alacaklısına ipotek ettirmiş olması, diğer bütün alacaklılara karşı meskeniyet iddiasından feragat etmiş sayılması anlamına gelmez. Borçlu bu durumda da başka alacaklılara karşı meskeniyet iddiasında da bulunabilir.

Av. Tuğçe YILDIZER

tuğçe yıldızer
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

3 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Toplumun Kanayan Yarası: ADALET

Çocukların Hakları Nelerdir?