ESER SAHİBİNİN MANEVİ HAKLARININ ÖZELLİKLERİ

          FSEK, genel itibarıyla Hirsch’in belirlemiş olduğu kurallar tasarısının birtakım değişikliklere tabi tutularak ve asıl yapısı korunarak RG’de yayınlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir.[1] FSEK, eser sahipliği ilkesi kapsamında eseri oluşturan kişinin eser üzerindeki mali ve manevi haklarını düzenlemiştir. Ancak yasa kapsamında bu hakları kullanabilmek için, aynı kanunda sayılan eser türlerinden birine dahil olma şartının sağlanmış olması gerekmektedir.[2]

          Özellikle belirtmek gerekir ki bir eserin sahibi ancak o eseri meydana getirmiş olan gerçek kişidir. Eserin, FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebilmesi için ise kanunda sayılan eser türlerinden birinin içine girmeli ve buna ek olarak eseri yaratan kişinin hususiyetini taşımalıdır.

          FSEK’in eser sahibine tanıdığı manevi haklar, doğrudan eser sahibinin kişiliğine bağlıdır. Diğer bir anlatımla; eser sahibinin yaratmış olduğu eser ile arasındaki bağın hukuki olarak korunduğunun kabulü gerekir.[3] Bu durum eserin eser sahibinin hususiyetini taşımasının bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. 

          Eser sahibine tanınan manevi haklar, mali haklardan farklı olarak ekonomik çıkarlar yerine, eser sahibinin yaratmış olduğu eser ile arasındaki bağın korunması ön plandadır. Ayrıca mali haklar yasada sınırlı sayıda sayılmış olmakla birlikte manevi haklarla ilgili böyle bir husus belirtilmemiştir; bu da öğretide manevi hakların genişletip genişletilemeyeceği ile ilgili bir ayrıma yol açmıştır.[4] Bir görüşe göre, manevi haklar eser sahibinin kişilik haklarının bir yansımasıdır. Kuşkusuz ki, eser sahibi yarattığı esere kendi düşünce ve fikir dünyasından birtakım özellikler katacaktır; ancak manevi haklar, eser sahibine o eser ile arasındaki bağ sebebiyle verildiğinden bu hakların genel kişilik haklarının bir parçası olduğu görüşüne katılmamaktayım.[5] Yargıtay da manevi hakların kişilik haklarından bağımsız görerek, genişletilememesi yorumunu benimsemiştir.[6]

          Manevi hakları mali haklardan ayıran bir diğer özellik ise devirlerinin mümkün olmamasıdır, ancak bu konu bazı durumlarda tartışmalıdır. Örneğin çalışanların meydana getirmiş olduğu eserler üzerindeki hak sahipliğinin işverene ait olacağı maddesinde [7] mali/manevi haklar konusunda bir ayrım yapılmamıştır. Bu durumda, mali haklar yanında manevi hakların da işverene ait olacağını mı söylememiz gerekir? -Kanaatimce, manevi hakların devri mümkün olmasa dahi, kullanımının devrinin gerektiği ölçüde ve her somut olay üzerinde ayrıca incelenerek bir sonuca varılması gerekir. Bu sebeple, manevi hakların devrini içeren sözleşmelerin bu hükümlerinin geçersiz olacağı görüşündeyim.

          Eser sahiplerine tanınan mali haklar belli bir süre ile korunmaktadır. Bu sınırlama, Bern Sözleşmesinde olduğu gibi FSEK’te de aynı çerçevede devam etmektedir. Mali hakların belli bir süreyle korunduğu FSEK m.26’da da belirtilmiştir. Bu süre, kanundaki istisnai haller dışında eser sahibinin yaşadığı sürede ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Ancak manevi haklar için herhangi bir süre öngörülmemiş, bu nedenle eser sahibinin manevi hakları sonsuz olarak korunmaktadır.


            Sonuç olarak, eser sahibinin yaratmış olduğu eser üzerinde kanundan doğan mali ve manevi birtakım hakları bulunur, manevi haklar eser sahibinin yaratmış olduğu eser ile arasındaki bağdan kaynaklanıp, süre sınırına tabi olmazken; mali haklar eser sahibine tanınan ekonomik haklardandır, süre sınırına tabidir. Mali haklar; manevi haklardan farklı olarak, tasarruf işlemlerine konu edilerek devredilebilir, lisansa konu da edilebilmektedir.

          Av. Asya Akın, LL.M., Bursa Barosuna kayıtlı 5557 Sicil Numaralı Avukat, İstanbul Ticaret Üniversitesi 2018 mezunu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku yoğunlaşma alanındaki yüksek lisansını ‘’Tanınmış Marka Kavramı, Tanınmış Markaların Tespiti ve Koruma Koşulları’’ konulu projeyi yazarak 2021 Şubat ayında tamamlamıştır.

 

[1] Fethi MERDİVAN., ‘’Manevi Hakların Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Kullanılması ve Yakınlarının Dava Hakkı (Konuyla ilgili Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi)’’ Ankara Barosu-FMR 2014/1 s.95,

[2] Duygu ÖZTUNALI., ‘’Eser Sahibinin Manevi Hakları’’ Yüksek Lisans Tezi 2010, İstanbul Üniversitesi, SBE Özel Hukuk Anabilim Dalı s.10

[3] A.g.m. .s.56

[4] Konu ile ilgili ayrıntılı görüşler için bkz. a.g.e. s.64’ten naklen EREL s.136, AYİTER s.114, GÖKYAYLA s.142 ve AYİTER s.109, YARSUTAV s.109 

[5] Fethi MERDİVAN., a.g.m. s.102

[6] Yargıtay 11 HD. T. 23.02.2004, E. 2003/7032, K. 2004/1586 https://www.sinerjimevzuat.com.tr/kullaniciGiris.jsf?dswid=9774# (Erişim: 07.03.2021)

[7] Bkz. FSEK m.18/2 hükmü

 

 

 

Asya Akın Çeliker
+ Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

4 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

JurnLaw | Av. Ayşe ACAR UMUT – 26 Mart Boşanma Davaları

Kira Sözleşmesinin Sona Ermesinin Hukuki Sonuçları Nelerdir?