Cinsel Taciz Davranışlarının Rahatsız Edici Boyutu

          Cinsel taciz suçunu oluşturan davranışların rahatsız edici boyuta ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesi kapsamında net bir kriter bulunmamaktadır.

          Bu suçu oluşturan davranışlar, cinsel dürtüleri tatmin amacı taşımaktadır. Bu davranışlar, bedensel temas olmaksızın gerçekleştirilen davranışlardır. Dolayısıyla bu rahatsız edicilik de mağdurun cinsel dokunulmazlık alanının ihlal edilmesi ile ortaya çıkmış olmalıdır. Yoksa mağdurun cinsel alanına girmeden onu rahatsız ediyor olmak, cinsel taciz suçunu oluşturmayacaktır.

          Mağduru cinsel yönden rahatsız edecek davranış, cinsel içerikli bir söz atma veya el kol hareketi, cinsel organını gösterme şeklinde olabileceği gibi; mektup yazarak, takip ederek veya şarkı söyleyerek de gerçekleşebilir. Yani bu rahatsızlığın belirli bir şekli bulunmamaktadır.

          Bahsi geçen davranışların özellikle neler olduğunun belirtilmiyor olması yerindedir. Zira durumun her türlü koşulu dikkate alındığında oldukça farklı şekillerde icra edilebilecek davranışlardan söz edilebilecektir. Örneğin içeriğinde cinsel ifadeler barındıran bir şarkı söyleyen müzisyenin cinsel taciz suçunun faili olduğu söylenemez. Fakat aynı şarkıyı sırf içindeki sözler dolayısıyla karşı tarafın cinsel dokunulmazlığına müdahale oluşturacak şekilde özellikle söyleyen kişinin cinsel taciz suçunun faili olduğu, çünkü rahatsız edici ve cinsel dürtülerini tatmin amacı taşıyan bir davranışta bulunduğu söylenebilir. Bunların tümünün değerlendirmesi somut olayın niteliğine göre yapılacaktır.

         Sonuç olarak bir olayda cinsel taciz suçunun oluşmasına sebep olan bir davranış, başka bir olayda aynı kapsamda değerlendirilmeyebilir. Ayrıca davranışı icra eden taraf ile kendisine karşı bu fiillerin yöneltildiği kişiler açısından da cinsel taciz suçu meydana gelecek veya bu suçtan bahsedilemeyecektir. Dolayısıyla söz konusu davranışın tarafları dikkate alındığında bu suçtan bahsedilemeyecekse bu fiillerin rahatsız edici boyuta ulaşıp ulaşmayacağı da değerlendirilmeye alınmaz. Zira bu durumda bir suç mevcut değildir.

          Bu konu, TCK’nın 102 ve 105. maddelerinin karşılaştırılmasıyla daha net açıklanabilir: cinsel taciz suçunun eşler arasında söz konusu olup olamayacağı hususu dikkate alındığında bu iki madde açısındaki farklılık, cinsel tacizi oluşturan rahatsız edici davranışların mevcut olup olmadığı noktasına da açıklık getirebilecektir. 

       Cinsel saldırıyı düzenleyen 102. madde, açıkça eşlerin de bu suçun faili veya mağduru olabileceğini düzenlemektedir. Bu maddenin gerekçesinden hareketle, vücuda organ ya da sair cisim sokmadan önceki hareketlere evlilik birliği içinde katlanma yükümlülüğü olduğunu göz önünde tutarak eşlerin, birbirlerinden gelen ve başka bir olayda cinsel taciz kapsamında değerlendirilecek olan davranışlarına da katlanma yükümlülüğü olacağı söylenebilecektir. Dolayısıyla eşler, birbirine karşı bu suçun faili olamayacaktır. 

          Bu bilgiler göz önünde bulundurulduğunda icra edilen fiillerin, durumun her türlü şartı göz önünde bulundurarak rahatsız edici boyutta olup olmadığı değerlendirilirken davranışın tarafları dahi dikkate alınacak unsurlardır. 

Zeynep HESAPDAR
Site | + Gönderiler
Paylaşım Yap

Bildiri

Ne düşünüyorsun?

2 Puan
Olumlu Oyla

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ticari İşletme Hukuku Genel Değerlendirme Soruları

Hakaret Suçuna Mahkumiyet Kararı